Jan
Okuduğunu söyle, kimliğini bileyim
Sanırım önceki haftaydı. Radikal’de geçen yıl Türkiye’de en çok satan
10 kitabın listesini gördüm. O günden beri belli aralıklarla bir okur profili beliriyor zihnimde. Belki hafta sonu olmadan ve siz bu yazıyı okumadan konuya yayında da girerim, zira Milliyet ve Radikal’in kitap eki editörleri Filiz Aygündüz ile Cem Erciyes’i kolluk marifetiyle yayına getirmek ve bu konuyu kendileriyle konuşmak ısrarındayım. Yine de o günü bekleyemeyeceğim galiba. Hissiyatımı burada ortaya dökeceğim…
Evet, 2007′de Türkiye’de en çok satan (okunduklarını da farz ediyoruz tabii) kitaplar listemiz şöyle:
1. The Secret / Sır, Rhonda Byrne
2. Musa’nın Çocukları, Ergün Poyraz (Adını burada telaffuz edersek, diğer konuyla ilgili yayın yasağına girer mi acaba?)
3. Olasılıksız, Adam Fawer
4. Veda, Ayşe Kulin
5. Musa’nın Gülü, Ergün Poyraz (Yok canım, burada isim zikretmek o yayın yasağına girmez herhalde!)
6. İşgal ve Direniş, Hulki Cevizoğlu
7. Kovulduk Ey Halkım Unutma Bizi, Emin Çölaşan
8. Derin Devlet, Cüneyt Arcayürek
9. Şeytanın Yemini, Jean Christoph Grange
10. Ruhsal Gelişim ve Kader, Ender Saraç
Liste böyle… Buyrun size memleketin haletiruhiyesi…
Aslında birinci sırayı kapan kitap, yalnızca Türkiye’nin değil, dünyanın haletiruhiyesini anlatıyor. Benim tercümemle ‘Yeter ki istemeyi bilin, her hücrenizle isterseniz her şey olur’ diyor Bayan Rhonda Byrne ve bu ‘mucizevi buluşuyla’, her hücresiyle istediği servet ve şöhreti cebine indiriyor.
‘Çekim yasası’ böyle bir şey olsa gerek. Rhonda Byrne’ın ’sırrının’ bu kadar çok satmış olması, bir dünya dolusu insanın, ‘Yeter artık, ben de köşeyi dönmek için kestirme yollara bir bakacağım, mutluluk uzakta olmayabilir’ dediğini, ‘fala inanma, falsız da kalma’ yaklaşımıyla kitaba sarıldığını gösteriyor.
En güzel isteyen kazanır
İnananlar ne olur kızmasın. Ben de olumlu düşünmenin iyi bir başlangıç olduğu fikrindeyim. Mesela ‘What The Bleep Do We Know’u da ilgiyle izledim ama, buradaki hadise başka… ‘Secret’ta çok iddialı bir dille, insanın ağzını sulandıran deneyimler anlatılıyor, zenginlik vaat ediliyor. Kitaba göre, eğer ‘çok güzel bir şekilde istersek’, Milli Piyango’dan büyük ikramiyeyi bile kazanabiliriz.
Peki bu ‘öğretiyi’ içselleştirmeyi başarmış 50 kişi Milli Piyango’nun yılbaşı ikramiyesini ayrı ayrı ‘tek başına’ kazanmayı, ‘çok güzel bir şekilde’ isterse, o zaman ne olacak? En güzel isteyebilen mi parayı götürecek?
Kitapların, çok süslü ambalajlarda tanıtılması da bende şüphe yaratır. Basına gönderilen kitap, kendisinin iki katı büyüklüğünde bir kutunun içine yerleştirilmişse, iddialı tanıtım mektubunun bulunduğu zarf balmumuyla mühürlenmişse mesela. Bu arada kitabın yayıncısının Ayşe Arman’ı düşürdüğü sıkıntıyı da unutmuş değilim. Arman’a elektronik posta yoluyla Rhonda Byrne’dan geldiği iddia edilen cevapların, burada kim tarafından kaleme alındığı netlik kazanamamıştı bir türlü. ‘Sır’, oldu mu size ‘muamma’? Neyse, bu yazı da tamamen ‘muamma’ yazısına dönüşmesin, geçelim diğer kitaplara.
Bakınız 2, 5, 6, 7 ve 8. sıralardaki kitaplar. Konuları birbirinden farklı olsa da, yazarlarının ortak özelliği Milli Görüş, AKP ve Amerika karşıtı olmaları. Cumhurbaşkanlığı seçimi krizinin ve ‘Rejim elden gidiyor’ korkusunun yaşandığı/yaşatıldığı, geniş katılımlı Cumhuriyet Mitingleri’nin yapıldığı, terörle mücadelenin gündemden düşmediği bir yıl için, bu skor şaşırtıcı değil tabii.
Bu arada, Emin Çölaşan’ın kitabı birkaç ay önce çıksaydı, ‘Secret’ı bile geride bırakabilirdi belki ve bu da bir muamma olmazdı. Ama Emin Çölaşan da, kurum içi anekdotlarla dolu olan kitabını daha önce, yani Hürriyet’ten ayrılmak zorunda kalmadan çıkarmazdı, çıkarmadı.
2. ve 5. sırayı alan kitapların, Recep Tayyip Erdoğan ile Abdullah Gül’ü konu aldığı malum. Yazar Ergün Poyraz, Ümraniye’de bir gecekonduda bulunan el bombalarıyla ilgili giderek genişleyen soruşturma çerçevesinde gözaltına alınıp tutuklanmıştı. Ama ‘zanlılar arasında (ün yapmış) emekli askerler olduğu’ gerekçesiyle, ‘toprak bütünlüğünü korumak’ amacıyla, ’soruşturmanın sağlıklı yürütülmesi’ için alındığı belirtilen yayın yasağı kararı, daha fazlasını söylememize izin vermiyor.
Üçüncü sırayı kapan Adam Fawer’ın popülarite bakımından 2007′nin Dan Brown’u olduğu izlenimindeyim. Bu kitabı da okumadım, ama hakkında okuduklarım bana bunu anlatıyor. Radikal Kitap Eki’nde yer alan tanıtım yazılarından anahtar kelimeler: ‘Yazı-tura, Kelebek Etkisi, Einstein, loto, poker’. Ve iki cümle: “Roman, konusu itibarıyla şans, deja vu, gelecek gibi her zaman ilgi gören konular etrafında dönüyor. Devreye süpermarket rafları da girince her yanımız ‘Olasılıksız ‘ oldu.”
Yazıyı 10 kişiye gönder
Yine Dan Brown’la ortak okurları olan Jean Christoph Grange ise, ‘Şeytan Yemini’nde sihirli formülü uygulamış. Dini unsurlar, gizli örgüt, şeytanla anlaşma, gerilim, cinayet buradaki anahtar kelimeler… Grange’ın diğer kitaplarında olduğu gibi, burada da film senaryosu tadında bir roman kaleme aldığı yorumları yapılıyor.
Ayşe Kulin’siz bir ‘en çok satan listesi’ düşünülemez! Osmanlı’nın son dönemlerine dair merak, Ayşe Kulin adıyla bir araya gelince sonuç böyle oluyor herhalde.
En çok satanlar listesi, başladığı gibi bitiyor. Ender Saraç’ın mutlu olmanın o kadar da zor olmadığını anlattığı kitabı ilk 10′a girenler arasında.
Bu listedeki tüm unsurları birleştirecek olursak, geleceğinden endişeli, tanım icabı pozitivist olması gereken laik, ama en hafifinden kuantum fiziğine inanan, maneviyatçı, doğa üstü fantezilerden hoşlanan ve sinemada olduğu gibi, heyecan, sürpriz ve aksiyon arayan bir okur profili çıkıyor karşımıza. Tabii ki bu tespitte biraz mübalağa var (Yine de online alışveriş yapılan sitelerin ‘Bu ürünü alan bu ürünü de aldı’ bölümlerinde, liste içindeki yazarların buluştuğunu da söylemeliyim). Ama mübalağasız bir tespit de var: 2007′de çok satan, edebiyat değil.
Bu arada, hadiseye olumsuz yaklaşarak ‘The Secret’ın büyüsünü bozduğumu düşünenler varsa, onlara bir hediye vererek, kendimi biraz olsun affettirmek isterim. Bu yazı iki gün içinde Radikal’in internet sayfasından da okunabilecek. Eğer bu yazıyı, internette yayımlanır yayımlanmaz 10 arkadaşınıza gönderirseniz, dileğiniz 10 gün içinde gerçekleşecek. ‘Göndermezseniz lanetleneceksiniz.’
Tags: adam fawer, ayşe arman, ayşe kulin, cem erciyes, dan brown, emin çölaşan, ergün poyraz, filiz aygündüz, jean christoph grange, kitap, milliyet, radikal, rhonda byrne
October 6th, 2009 at 7:00 pm
Listedeki kitapların hepsi, “herkes okuyor, ben de bi göz atayım, en azından masada dursun alem görsün” düşüncesiyle alınmış gibi duruyorlar. Kitap okuma düşüncesinden ziyade merak ve altta kalmama duygusu var işin içinde.
Ayrıca “iyi düşünün her şey süper olsun” ve “yaşasın hayat çok güzel” mesajlı kitaplardan gına geldi artık, ne bitmez tükenmez yaşam enerjisi varmış bunlarda, aynı şeyleri yaza yaza bitiremediler.
November 16th, 2009 at 1:13 pm
Yıl 2009. Ve hala edebiyat satmaz. Artık bu tespit lokallikten çıkıp daha küresel bir gerçeklik kazandı.Ama şaşırmamak gerek olan bitene. Kimi Neşet Ertaş’tan (Nil) kimi Leonard Cohen’den (Biret) bihaber çok mu bu ülke edebiyattan bihabermiş.
Darbe sonrası bir kuşağı apolitize ettiler. Fen Edebiyat fakültelerine girenler komünist ilan edildi. Özgüveni harabeden farksız bir neslin okudukları da bir avuç saçmalığın, popüler kültür yaftası yapıştırılan düzenin ediplerinden öteye gidemedi.
Aşk satar,kadın satar,para satar,şöhret satar, satır aralarına da bir iki frapan hayat.Evet yıl 2009.
January 29th, 2010 at 1:13 pm
Ne olacaksa bugun olsun asker devretti dunde muhalefet devretti ne olacaksa bugun olsun bekliyorum
January 30th, 2010 at 1:34 am
What do you mean?