7
Nov

Pastasal Atatürkçülük

Pastasal AtatürkçülükYayın sırasında görmemiştim, ertesi gün gördüm. 29 Ekim kutlamalarında İstanbul Valisi’nin talimatıyla ve modacı Faruk Saraç’ın marifetiyle pastadan Atatürk çıkmıştı. Kutlamanın zirveye çıktığı anda dev pasta maketinin üzerinden normal boylarda, belki de gerçekten biraz daha büyük boyutta bir Atatürk görünmeye başladı. Önce başı, sonra şapkayı tutan eli, halkı selamlamak için kalkıp inen kolu, ardından yavaş yavaş bedeni. Atatürk’e hakaret edildiği düşüncesi aklımın ucundan geçmedi, ama güldüm doğrusu. Güldüğüm Atatürk de değildi tabii ki, onu pastadan çıkarmak gibi bir proje üzerinde ciddi ciddi çalışıldığı gözümün önüne geldi, yani zihniyete güldüm. Maketi giydiren Faruk Saraç’ın gelecek yıl 29 Ekim’de ne yapmayı planladığını okuyunca daha da etkilendim. Bir gazetede yazdığına göre, kendisi gelecek yıl da Atatürk’ü denizin içinden çıkarmayı düşünüyormuş. Fonda lazer ve havai fişek gösterisi, üzerinden sular akan dev bir Atatürk maketinin Boğaz’dan yükseldiğini düşünün. İki kavram geldi aklıma: Fetiş ve kitsch. İkisi de Türkçe değil, çok garip. Oysa fena halde bizim memlekete özgü kavramlar.
Spiderman çıkarabilir mi?
Bu organizasyonu yapanlar yüzlerinde geniş bir tebessümle 29 Ekim’in anlam ve önemine en uygun jesti yaptıklarını düşünürken ve gelecek 29 Ekim’le ilgili tatlı hayaller kurarken, birileri öfkeden köpürüyordu. Meclise İçişleri Bakanı’na yönelik bir soru önergesi verildi. CHP milletvekili Abdullah Özer, İçişleri Bakanı Beşir Atalay’a “Resepsiyonda sahneye getirilen pasta içerisinden Atatürk maketi çıkarılmasını bakanlık olarak ulu önderin manevi şahsına hakaret olarak görüyor musunuz, soruşturma başlatmayı düşünüyor musunuz?” diye sordu. Bakan Atalay henüz bu önergeye bir cevap vermedi ama Vali Güler konuştu ve “Pastanın içinden Atatürk çıkması asla söz konusu olmamıştır” dedi. Valiye göre birileri görkemli kutlamayı, verilen emeği gölgeleme çabası içindeydi. Üstelik “Atatürk pastanın içinden değil, arkasındaki platformdan çıkmıştı”. Valinin açıklaması kutlamanın atladığım bölümüne ilişkindi ve resmi tamamladı. Atatürk’ün “orijinal maketi, orijinal elbiseleriyle bir mekanizma içinden çıkıp halkı selamlayıp 10. Yıl Nutku’nun bir bölümünü 10. Yıl Marşı’nın eşliğinde söylemişti.”
Sanki garip bir rüyaydı bu. Anaokulunda “Atatürk ölmedi, içimizde yaşıyor” deyişini öğrenip, annesine “Anne Atatürk içimde yaşıyormuş, Spiderman gelse onu içimden çıkarabilir mi?” diye soran yeğenim geldi. Bu sahneyi görse, “Aman içimden çıktı mı yoksa?” diye kafayı üşütürdü herhalde. Ama o çocuk tabii. Resepsiyonun davetlileri ve organizatörleri ise yetişkin. Arada böyle bir fark var.

‘Guuut! Generaal Guut!’
CHP lideri Deniz Baykal da, “Şapkanın içerisinden tavşan çıkarır gibi, Atatürk’ü pastanın arkasından çıkarmak bizi rahatsız etti” dedi, “tablonun, Atatürk’e ve Atatürk’ü gönlünde hak ettiği şekilde yaşatan Türk milletine saygısızlık olduğunu” söyledi. Baykal’a göre bu “Atatürk’ü düşünceleriyle, anlayışıyla, ilkeleriyle ortaya koyamamanın ezikliğiyle” yapılmış bir girişimdi, “pasta Atatürkçülüğü”ydü.
Yanlış hatırlamıyorsam, geçen yıl da, bir ilköğretim okulunda Atatürk resimli pastayı kesemeyen öğrenciler ve öğretmenler haber olmuştu. Habere göre çözüm, pastanın üzerini yatay olarak kesip ayırmak suretiyle bulundu.
Fransız komedyen Louis de Funes’in başrolde olduğu, Türkçe’ye ‘Şahane Oyun’ adıyla çevrilen ‘La Grande Vadrouille’dan bir sahne: Louis de Funes elinde bir pastayla durur, karşısındaki askere yemesi için pastanın üzerindeki komutan şeklindeki şekerlemeyi ikram eder. Asker yutkunur, “Olmaz olmaz! O general!” der, bizim Funes ise generalin kafasını, kolunu, bacağını “Guuut! Generaal Guut!” diyerek, afiyetle mideye indirir. Bana kalırsa olan biten, ağır siyasi tartışmalara değil, ancak bir filme ya da fıkraya konu olabilir. Pastanın içinden ya da arkasından veyahut önünden Atatürk maketi çıkarmak da, bunun Atatürk’ün manevi şahsına hakaret olduğunu düşünmek de aynı derecede fetişist yaklaşımlar değil mi?

Tags: , , , ,

 

10 Responses to “Pastasal Atatürkçülük”

  1. Esat Olgun Buharalıoğlu Says:

    Bu dahiyane fikir takip ettiğim kadarıyla Atatürk’ün manevi kızı Ülkü Hanım’a aitti. Kendi uzatılan mükrofona evet ben düşündüm ve Faruk Saraç ile böyle bir şey planladık dedi. Ben bunları onun ağzından duyduktan sonra artık bir şey diyemiyorum.

    Sanırım daha sonra Atatürk silüeti olan diş macunu, diş fırçası, 10.yıl marşlı müzik kutusu (Açıldığında içinden içinden vals yapan Ata çıkanlardan) vs. çıkartabilirler diye hayal etmeye başladım doğrusu

  2. Kemal İslim Says:

    Rüküş ya da değil, şu görkemli, duygusal kutlama çabaları; tek kelime ile eziklik. Biz, ezik bir toplumuz. Ezikliğimizi devasa havai fişek gösterileri kapatamaz, o karnalığı beş dakika aydınlatabilir sadece. Bitince, yine karanlık.

  3. Nuri Savruk Says:

    Toplum olarak tüm tepkimelerimizi dengemizle beraber kaybettiğimizi düşünüyorum. Pastanın tepesinde ya da pastanın içinde Atatürk’ün ne işi var? ya da bu bir kutlamaysa niye Atatürk’e saygısızlık olarak anlaşılır? Ekonomik sıkıntıladan mıdır, ya da hangi derin sebeplerden bilinmez ama Türk Toplumu gerçekten ilginç bir toplum haline gelmeye başladı. Hatta binlerce yıllık tarihinin en ilginç jenersyonu bizleriz. Gülelim mi ağlayalım mı?

  4. Uğur Önder Bozkurt Says:

    Bir yanım pastadan çıkan tavşanı hatırlattığı için kızıyor, bir yanım ise Esat Olgun Buharalıoğlu’nun şakasına söylediği gibi bu işe daha rahat/sakin gözle bakmamı söylüyor. Tüm bu olan biten başka bir iktidar döneminde, farklı siyasi koşullar altında olsaydı eminim içinden vals yapan Ata çıkan müzik kutusu hiç de kötü olmayabilirdi. Ama bu olanlar “Saygı duruşunda sap gibi ayakta durmaya gerek yok” diyen yönetemeyicilerin olduğu bir dönemde olunca… iki kez düşünüyorum herşeyi. Yoksa “Kürt Açılımı”nın adının “Demokratik Açılım” olarak değiştirilmesinden bile rahatsızlık duymazdım. Hatta daha doğrusu o zaman niye değiştiriliyor ki bile diyebilirdim. Ama şimdi … mecliste HEPSİ YASAL SEÇİMLER İLE MECLİSE GİRMİŞ o kadar Kürt politikacı varken “Demokratik Haklarımızı İstiyoruz!” diye ortalığı velveleye verenler nedeni ile … diyemiyorum.

  5. Eser Sekizinci Says:

    29 ekimin tarihi önemini hepimiz biliyoruz. Sırf bizde biliyoruz sırf bizde düşünüyoruz gibi görünmek için biraz da göz boyamak için yapılan bu hareketlerin aslında insanların kafasında soru işaretlerini bırakacağını hiç mi düşünmez bu insanlar. Türk toplumu diğer yorumlardan da okuduğum ve onayladığım kadarıyla şu anda gerçekten garipsenecek bir durumdadır. Çünkü orda Atatürk’ün maketini gören insanlar aa evet evet bak gördün mü maketi nasıl da yükseliyor nasıl da selamlıyor bizi ne mutlu ne mutlu diyerekten belki el sallıyolar veya işte Banu hanımın yeğeninin bu haberi görseydi başına gelebilecekleri düşünmesi… aslında bu olaylar gerçekten kritik sonuçlar doğurabilecek olaylardır. Asıl sorun şudur; yöneticiler bu tarz hareketler yaparak göz boyama yolunda ve birazcık Türk toplumunu paralize edebilecek hareketler yapmaya devam etmektedir. Bu olay bence popülist bir harekettir. Önemli günler önemli tarihler showla, göz boyamayla, reklamlarla geçiştirilmesi çok acıdır.Elbette kutlamalar şenlikler yapılacaktır ve yapılmalıdır. 29 Ekim bağdat caddesinde fener alayının içinden geçerken ne yazık ki yüzüm gülmüyordu. Çünkü içim kan ağlarken bu memleketin gidişatını kendimce azıcık gözlemleyip yorumlayabilirken orada yürüyen topluluğun tabiki hepsine maal etmiyorum ama yinede hani sırf böyle bir kalabalıkta bulunmak hani bir aktivitedir en nihayetinde diye düşünüp gelen insanların da varolduğunu görmek bilmek beni gerçekten üzüyor. Beni mutlu eden hala Mustafa Kemal Atatürk’ün zamanında belirlenen ve bugün haritamızı karşımıza aldığımızda evet bu sınırlar içinde onun sayesinde yaşıyabiliyorum diyebildiğim için çok mutluyum. Bugün bu sınırların içinde onun sayesinde yaşadıklarının bilincinde olmayan olamayan veya olmamazlıktan gelen tüm insanların da biran önce bilinçlenmesini ümid ediyorum.

  6. kenan Says:

    beni sundugunuz haber veya yazdıgınız yazılar ilgilendirmiyor desem yerinde olur her halde.tv den nefret eden bir insanım lakin sırf sizi görmek için haber izliyorum.size ciden palatonik bir şekilde baglıyım , eşiniz veya sevgiliniz dünyanın en şanslı erkegi olmalı.

  7. kültür mantarı Says:

    Bencede komik bir gösteriydi. orada değildim ama olsaydım gülerdim kesin.

    Adam gibi saygı göstermeyi öğrenemiyoruz. ya yalakalık yapıyoruz, yada hakaret ediyoruz. ikiside maksadını aşan ve sanırım söylediğiniz gibi bize özgü davranışlar. Umrarım yapılmaz o denizden Atatürk çıkarma planı.

  8. SERTAGE Says:

    yazılanlara bakınca güzel bir kutlama olmuş anlışılanın dışında bir şeyler yapılması bugünün bugünün insanın kafasında daha fazla yer tutacağına eminim ama konu ATATÜRK ve 29 Ekim olduğunda insanların övgüsünü almaktan çok olumsuz eleştiri yapamayacakları kutlamalar yapmak en doğrusu ama yapılanı saygısızlık olarak görenlerin yaptığı eleştiri değil büyük ve gereksiz bir suçlamadır bence de 29 EKİM için verilelen emeği gölgeleme çabasıdır

  9. fundamurat Says:

    Evet her iki tarafta da fetisist soylem cok ama bunlara yaklasim diyebilir miyiz sizce ?Ya da demeli miyiz?http://www.websters-online-dictionary.org/definition/ataturk

  10. Bozan Says:

    sahiden istanbul valisi tatlı yapmayı biliyor mu? bizim kasabada bir tatlıcı var yemin ederim onunda eski istihbaratcı olduğunu söylüyorlar,sudi arabistanda görev yapmış.adam hafiften japonlara benziyo.hahahahaha

Do you dare to leave a reply ?