11
Nov

Her yer yeşil…

Green LEDEpeydir bir dertten mustaribim… Yeşili seviyorum, ama neon yeşilini ya de led yeşilini değil. ‘Zevkler ve renkler tartışılmaz’ önermesinin üzerini de, bu yazının (da) başında kalınca çiziyorum. Hepsi tartışılır. Çektiğim sıkıntı ise şehrin her yanında beni karşılayan, gözümün içine giren neon ve led yeşilleri…
Şöyle… Boğaz Köprüsü’nün ışıklandırmasını beğenmediğimi daha önce de dayanamayıp anlatmıştım. Deniz kenarında otururken karşımda sanki Çin malı ışıklı bir köprü maketi var ve ben dikkatimi oradan alamıyorum. Bakmak istemesem de baktırıyor kendine ve içim bayılıyor. Özellikle de o ledler yeşil ve yeşilimsi sarıya döndüğünde içime bir şeyler saplanıyor, gözlerimi kapatıyorum. Bir müddet sonra açıp bakıyorum, artık pembe falan olmaştur belki diye. Ama bazen kapatamıyorum da gözlerimi, çünkü o sırada tam da köprünün üzerinde araba kullanıyor oluyorum. Şüphelenmeye başladım. Acaba birileri benim plakayı göndüğü anda “Ver yeşili!” deyip bana özel karşılama mı yapıyor diye… Köprüden her geçişimde o renk!!!
Ama o renk sadece köprüde yok. Şaka gibi, son olarak İstiklal Caddesi’nin zarif ışıklandırması yetmedi birilerine herhalde, tüm takların üzerine yeşil ledli kablo çekmişler. Neden yeşil, neden? Pekiyi bir restoranın merdivenlerinin aydınlatmasında niye yeşil neon kullanılıyor? Benim gibi müşterilerle eğlenmek için mi acaba?
Hadi bunlardan kaçtık, kurtulduk diyelim, ağaç süsü verilmiş plastik enstalasyonlara ne diyeceksiniz? Siz hiç yeşil ledli bodur palmiye gördünüz mü? Tabii ki görmüşsünüzdür. Mesela İstinye girişinde sırf bunlardan satan dükkânlar var. Gözünüzü alamayıp kaldırıma çıkabilirsiniz dikkat edin. Sadece palmiye yok, aynı zamanda yeşil ve neon mavi renginde erik ağacı tipinde olanları da var. Tabii betondan geçilmeyip etrafta toprak, ağaç falan kalmayınca plastik üzerine ampulleri yerleştirip fantastik bahçeler yapıyor millet. Plastik yılbaşı çamlarının bile boynu bükük kalıyor bu yeni nesil ağaçımsıların yanında. Üstelik 24 saat, 365 gün pırıl pırıl parlıyorlar.
Ama emin olun daha iyisi var. İstanbul’da Barbaros Bulvarı’ndan gelip geçenler fark etmiştir mutlaka. Yıldız Sarayı’nın önündeki park, zaten doğal olarak yemyeşil olan bir park. Ama belediye yetkililerinin gözleri artık başka bir yeşile alıştığı ve doğal yeşille tatmin olmadıkları için, park daha da yeşil olsun istemişler. Geceleri parkı yeşil neonlarla aydınlatıyorlar. Her seferinde hayretler içinde dolaşıyor gözlerim parkta. Bir yakınım duruma ‘hiperrealizm’ yakıştırmasını yaptı. Önerme şu: “Parkta çim vardır, ağaçlar vardır, park yeşildir, o halde yeşil park ancak yemyeşil ışıklarla aydınlatılmalıdır!” Şeytan diyor git o neonların hepsini mor olanlarla değiştir. Parkın adını da Barbaros Bulvarı Asit Parkı koy!
Parkı fark edeli çok oldu aslında ama konuya burada girmeyip derdimi içime atıyordum. Dayanamadım işte. O yeşil park düzenlemesi beni bir restoranın penceresinden de yakaladığında gözümden yaş gelecekti. Acaba bu ışıklara baka baka hayal görmeye mi başladım, diye düşündüm.
Geçenlerde haber stüdyosunda ‘AKŞAM HABERLERİ….. AKŞAM HABERLERİ….’ yazan kırmızı ledler de sapıtıp yeşil yeşil yanmaya başlayınca “Eyvah” dedim. Haber okurken gözüme o korkunç ışık girmeye başlamıştı. Ama yalnız değildim, kameraman arkadaşlar şahidim…
Gerçi evden karşı binalara baktığımda bazı pencerelerdeki yeşil yansımayı görünce durumdan şüphelenmiyor değilim, ama onlar da bazen kırmızıya dönüyor. Sokağın sonundaki trafik lambasının yeşili yansıyor olmalı. İnsan kafaya takınca algıda da garip bir seçicilik başlıyor galiba. Neonlar ve ledler peşimi bırakmıyor.
Algıya biraz doğa yeşili takviyesi lazım. Öyle değil mi?

 

7 Responses to “Her yer yeşil…”

  1. Hüseyin Erdoğan Says:

    “Ver yeşili!”
    alemsiniz ya:)çok güldüm akşam akşam..bir de feeling good’un sözlerini unuttuğunuda ki halinizi çok sevmiştim..belirtmeden geçm’im dedim..

  2. İlkan Kızılkan Says:

    Banu Hanım, sorun şudur ki, kelimenin doğrusu “muzdarip”tir. Kelimenin kökü de “ızdırap”tır. Tıpkı, “mahzun” kelimesinin kökünün “hüzün” olması gibi. Sevgiler…

  3. Emre Ekinci Says:

    :)))))) Çok güldüm çoook :)) Aynı dertten muzdariplik bu olsa gerek…

  4. semih Says:

    adeta bir temiz hava edası sezdim ben.

  5. Burak Says:

    Yazının neresinde konu algıda seçiciliğe gelecek diye beklerken baktımki yazının sonu saklanmış.
    Bu gariplik olmasa gerek bende yeşil palmiyelerden nefret ediyorum.Okula giderken otobusde her sabah bir tanesi karşılıyor beni ve onu her gördüğümde tropikal iklimlere yapmak istediğim yolculuğumu parasızlıktan değilde şu aciz yeşil palmiyelere bağlıyorum.
    Yoksa bende cepte bir gariplik mi yaşıyorum ?

  6. Haim Says:

    Ne “tesadüf” heryer yeşil nedenini bulmak pekte zor olmasa gerek, kafalarda “ampül” *fikir ampülü olsa keşke* , gözlerde “yeşil” ışıklar…

  7. gülçin tüten Says:

    Bilinçaltı kurgulama dedikleri işte böyle birşey.. 7 yılda “asla ” dediğimiz ne kadar çok şeyi kabullendik, anımsamıyor musunuz? Ustelik özgürlük ve demokrasi adına kabullenmeye meyilli olduğumuz da son derece aşikar değil miydi?

Do you dare to leave a reply ?