İstanbul’un kalbinde, Taksim’de hayat değişmek üzere. Hem de geri dönüşü olmayan bir biçimde. Adı ‘Taksim Yayalaştırma Projesi’ olarak geçen, ama aslında ‘Taksim Köprülü Kavşak Projesi’ adıyla anılması gereken bir tehlike kapıda. Başbakan’ın hayalindeki Türkiye kimliğini yansıtacak, iddialı, işin komiği yeni de olmayan bir proje. Trafiği tamamen tünellerden akıtmak fikrinden yola çıkıp, meydanın etrafını sevimsiz bir trafikle çeviren, yayaları da o sevimsiz trafiğin kenarından yürüyüp çıkacakları taş kaplı koca meydanda  çırılçıplak bırakacak bir projeden söz ediyoruz. Ya da meydanı çırılçıplak bırakacak bir projeden. Meydanın tek yeşil alanı olan Gezi Parkı’nın yerini de, eski Topçu Kışlası’nın kime ne şekilde hizmet edeceği bilinmeyen bir taklidinin yer alması öngörülüyor. Bu kentin sakinlerinden, mimarlarından ve şehir plancılarından AK Parti’nin web sitesinde yer alan video ne gösteriyorsa, onunla yetinmesi, kendilerine sunulana boyun eğmesi isteniyor. Web sitesine gururla koyulan bu video, Taksim’i yayalaştırmaktan ne kastedildiğini çok güzel anlatıyor. Önce bunu izleyin:

İşte Taksim Projesi

http://www.akparti.org.tr/site/video/8291/taksim-meydani-projesi

Taksim’in çevresinin ve çehresinin bu şekilde ilelebet değişmesine karşı çıkanlar, geçen pazar günü Gezi Parkı’nda toplandılar ve Belediye tarafından kesilmek üzere işaretlenen ağaçlara sahip çıkarak işe başladılar. Harun Tekin, Nejat Yavaşoğulları, Ali Nesin, Murat Belge, Deniz Türkali, Ömer Madra, Gündüz Vassaf, Gençay Gürsoy, Hale Soygazi, Şafak Pavey, Lale Mansur Taksim’de buluşanlar arasındaydı. Ben de gittim ve ‘Taksim Hepimizin’, ‘Bize sorulmadan olmaz’ diyenlerin anlattıklarını dinledim. İşte burada:

‘Böyle olmaz’ diyenler

Ömer Madra en kestirmeden adını koyuyor işte. Aslında bu bir demokrasi meselesi.

Bu projenin Taksim’e yaya olarak çıkışı nasıl engelleyeceğine dair biraz daha somut bir fikir oluşturmak için: Meydanı Gümüşsuyu ve Dolmabahçe ile bağlayan İnönü ve Mete Caddeleri, Cihangir ile bağlayan Sıraselviler, Şişli’yle bağlayan Cumhuriyet Caddesi araç trafiğine teslim olacak.

Yayalar ise Taksim’e ancak bu tünellerin yanında yükselen dar geçitlerden çıkabilecek. Yani, yaya trafiğinin akışı ciddi biçimde sınırlandırılacak. Hayatın gündelik akışını etkilemesinin yanında başka bir sonucu daha var bunun. Özellikle 1 Mayıs gibi toplumsal etkinliklerde ya da yürüyüşlerde meydanın giriş ve çıkışlarının iyice daralmasına yol açacak ve meydan toplumsal iradenin dile getirildiği bir alan olmaktan da çıkacak.

Hükümetin ve Büyükşehir Belediyesi’nin istisnasız bütün üyelerinin kendileri için uygun gördüğü, hayal ettiği Taksim size uymuyorsa, bir an önce harekete geçin derim. Vakit çok geç olmadan…