Posts Tagged ‘hrant dink’

9
Feb

Türkiye’de ‘öteki’ çok

Türban… Hicab… Çenealtı… Gerdan… Bez parçası… Başörtüsü… Özgürlük.. Eşitlik… Laiklik… Bütün hafta kulaklarımızda uğuldayan tartışmanın anahtar sözcükleri bunlardı. Türkiye’nin farklı kombinasyonlarda ortaya çıkabilen ‘öteki-beriki’ çatışmalarından ‘türban-laiklik’ başlıklı olanı gündemde. Başka bazı ülkelerde olduğu gibi, siyasi İslam’ın yükselişi, kentlere göç, postmodernizmin etkisiyle ortaya çıkan bu değişik örtünme biçimi, ‘Siyasi bir sembol kamu alanına taşınıyor’ gerekçesiyle, bazılarınca laikliğin karşısındaki en büyük tehdit olarak değerlendiriliyor şu sıralarda. Laik cumhuriyetin, türban üniversiteye girdiği anda çatırdayacağı endişesi hâkim. Bu endişe öyle etkili ki, türbanlı kadınlarla aynı fikirleri benimseyen erkeklerin üniversitelere ya da devlet dairelerine herhangi bir sınırlamaya tabi olmadan girebildiği gerçeği, bu tezi savunanların dikkatinden kaçıyor. Ayrımcılık içinde ayrımcılık söz konusu. Bana göre, erkeklerin değil ama kadınların örtünmek zorunda kalması bir ayrımcılık. Kadınların inançları gereği örtünmeleri nedeniyle belli alanlardan uzak tutulmaları, cumhuriyetin geleceğine dair tartışmanın da neredeyse sadece onlar üzerinden yürütülüyor olması da ayrımcılık… Bu ayrımcılığa son verilmesini onaylarsa, bizzat kendisinin ileride ayrımcılık kurbanı olacağını düşünenlerin sayısı da az değil. Göğüs göğüse çarpışma sürüyor, kimse kimseye güvenmiyor, uzlaşma formülü çıkamıyor.
Hafta içinde bir ara, birkaç saatliğine bu konuyla uğraşmayı bir kenara bırakıp, Ümit Kıvanç’ın Kazım Koyuncu için yaptığı ‘Şarkılarla Geçtim Aranızdan’ filmini izlemeye başladım ama yine aynı konuyu düşünürken buldum kendimi. Üç DVD’den oluşan üç buçuk saatlik belgeselde Kazım Koyuncu anlatıyor; Ümit Kıvanç, onun rehberliğinde bu kısa, ama ardında önemli bir iz bırakan hayatı bize aktarıyor.
Kazım Koyuncu’nun duruşuna, sözlerine ve hikâyesine, Türkiye toprakları üzerinde yaşayan herkesin kulak vermesi gerekiyor. Çünkü Türkiye’de ‘öteki’ çok… Kadın ‘öteki’, başını örten ‘öteki’, açık giyinen ‘öteki’, memur ‘öteki’, memleket hayrına özeleştiri yapan ama 301′lik olan haliyle ‘öteki’, eşcinsel ‘öteki’, Kürt ‘öteki’, Alevi ‘öteki’, Ermeni ‘öteki’, Rum ‘öteki’, böyle bir durumda ‘Türk’ de ‘öteki… Bunlar bir çırpıda akla gelenler.
Denizin Çocukları

Read the rest of this entry »

 
19
Jan

Fasit daire, faşist daire

Tam bir yıl önce Türkiye bir yurttaşını kaybetti, hem de çok iyi bir yurttaşını. Hrant Dink, geçmişini unutmadan memleketini seven, daha çok sevmek isteyen, bunu içeride dışarıda, her yerde ortaya koyan, vergisini ödeyen, ‘vatani görevini’ yerine getirmiş bir yurttaştı. Ama devlete göre farklıydı.
Hrant’ın kaleminden: “Sonuçta bu ülkenin bir yurttaşıyım ve ısrarla herkesle eşit olmak istiyorum. Ermeni olduğum için kuşkusuz bundan önce birçok olumsuz ayrımcılıklar yaşadım. Sözgelimi 1986 yılında Denizli 12. Piyade Alayı’na kısa dönem askerlik (8 aylık) için gittiğimde, devremdeki tüm arkadaşlarıma yemin töreninden sonra erbaş rütbesi taktılar ve bir tek beni ayırıp er olarak bıraktılar. İki çocuk sahibi koca bir adamdım, umursamamam gerekiyordu belki. Üstelik bir tür rahatlık dahi sağlamıştı. Nöbet ya da daha zorlu görevler de verilmeyecekti. Amma velâkin fena koymuştu bu ayrımcılık. Tören sonrasında herkes ailesiyle mutluluğunu paylaşırken, teneke barakanın arkasında, tek başıma iki saat boyunca ağladığımı hiç unutamıyorum. Alay komutanımın odasına çağırıp, ‘Üzülme, bir sorunun olursa gel bana’ deyişi hâlâ belleğimde bir yara…”
Read the rest of this entry »