Feb
‘Hümanist insan’ olmak
Şimdi anlatacaklarım başlangıçta çok kişisel bir hikâye gibi gelebilir, ama biraz heyecanlı, biraz komik, epey
de ‘düşündürücü’ olduğu için yazmaya karar verdim. Başlıktaki ‘hümanist insan’ ben oluyorum. Nasıl mı? Anlatacağım. (Bu giriş bana birinin yazılarını hatırlattı ama…)
Tam bir hafta önce işten çıktım, arabama bindim, evime doğru gidiyorum. Arabada müzik dinlemeyi severim. Feridun Düzağaç’ın, yani F.D.’nin, adı durumuma gayet uygun olan ‘Uykusuza Masallar’ albümü yeni gelmiş, onu dinleyip anlamaya çalışıyorum. CD çalarda ilgimi çeken birşeyler olduğunda, yolu uzatırım. Yine öyle yapmaya karar verdim, müziği açtım, gözüm karanlık caddelerde pusu kurmuş çukurlarda, dikkatim yola ve müziğe kilitlenmiş vaziyette gidiyorum. Albümün açılış parçası hoşuma gitti, bir daha dinleyeyim dedim, hatta eşlik de ediyorum, keyfim yerinde… Bu ufak İstanbul turunun sonuna yaklaşırken, F.D. ‘Yeniköy’de evim, eski köye yeni adet’ diye söylüyor ve tesadüf bu ya, şarkının sözleri olay mahalliyle örtüşüyor. Beyaz bir aracın arkadan bana yaklaştığını fark ediyorum. Genelde araba kullanırken sıkıştıranları yok sayarım, ama bu aracın üstündeki kırmızı-mavi, çılgınca yanıp dönen ışık bana başka birşey anlatıyor. Herhalde bir ihbar var, hızlı hareket etmeleri gerekiyor. En iyisi sağa yanaşayım da, geçsinler… Ama sağa da yanaşamıyorum, çünkü bir yıl önce kazılan sağ şerit hala kapalı… Onlar da bu sefer solumda, ama geçmiyorlar da… Allah Allah, şimdi de sağdan geçmeye çalışıyorlar… Hala müzik çalıyor, ama konsantrasyon kalmadı bende tabii. Bir dakika, galiba birşey duydum. Müziği kapatıyorum, sokağıma sapıyorum, yanyana duruyoruz, fena halde ters bakan iki çift göz üzerime dikilmiş, benim gözlerim ise şaşkınlıktan büyümüş vaziyette. Bakışıyoruz.
de ‘düşündürücü’ olduğu için yazmaya karar verdim. Başlıktaki ‘hümanist insan’ ben oluyorum. Nasıl mı? Anlatacağım. (Bu giriş bana birinin yazılarını hatırlattı ama…)Tam bir hafta önce işten çıktım, arabama bindim, evime doğru gidiyorum. Arabada müzik dinlemeyi severim. Feridun Düzağaç’ın, yani F.D.’nin, adı durumuma gayet uygun olan ‘Uykusuza Masallar’ albümü yeni gelmiş, onu dinleyip anlamaya çalışıyorum. CD çalarda ilgimi çeken birşeyler olduğunda, yolu uzatırım. Yine öyle yapmaya karar verdim, müziği açtım, gözüm karanlık caddelerde pusu kurmuş çukurlarda, dikkatim yola ve müziğe kilitlenmiş vaziyette gidiyorum. Albümün açılış parçası hoşuma gitti, bir daha dinleyeyim dedim, hatta eşlik de ediyorum, keyfim yerinde… Bu ufak İstanbul turunun sonuna yaklaşırken, F.D. ‘Yeniköy’de evim, eski köye yeni adet’ diye söylüyor ve tesadüf bu ya, şarkının sözleri olay mahalliyle örtüşüyor. Beyaz bir aracın arkadan bana yaklaştığını fark ediyorum. Genelde araba kullanırken sıkıştıranları yok sayarım, ama bu aracın üstündeki kırmızı-mavi, çılgınca yanıp dönen ışık bana başka birşey anlatıyor. Herhalde bir ihbar var, hızlı hareket etmeleri gerekiyor. En iyisi sağa yanaşayım da, geçsinler… Ama sağa da yanaşamıyorum, çünkü bir yıl önce kazılan sağ şerit hala kapalı… Onlar da bu sefer solumda, ama geçmiyorlar da… Allah Allah, şimdi de sağdan geçmeye çalışıyorlar… Hala müzik çalıyor, ama konsantrasyon kalmadı bende tabii. Bir dakika, galiba birşey duydum. Müziği kapatıyorum, sokağıma sapıyorum, yanyana duruyoruz, fena halde ters bakan iki çift göz üzerime dikilmiş, benim gözlerim ise şaşkınlıktan büyümüş vaziyette. Bakışıyoruz.