Nov
Susan Boyle’u dinledim
Susan Boyle albümü çıkardı, rekoru kırdı. Artık herkes onu tanıyor zaten. İngiltere’nin Pop Star’ında öyle şaşırtmıştı ki herkesi. Albümü ‘I Dreamed A Dream’ çıkınca oturup videosunu tekrar izledim. Onun kendinden emin hali, jürinin ukalalığı, izleyicilerin birbirlerine bakıp küstah küstah gülmeleri. Kadın ağızını açıp söylemeye başladığındaysa, müzikle birlikte salona yayılan coşku. Küstahlığın yerini ‘aptal bir şaşkınlığın’ alması. ‘Oh Tanrım! Bu kadar çekici olmayan bir kadından bu muhteşem ses nasıl çıkar? Üstelik yorum da yapıyor!’ gibi… Kabul etmek lazım, çok dramatikti. Daha önce jüriye “Profesyonel şarkıcı olmak istiyorum” dediğinde kendisiyle dalga geçilmişti, bunun bir dakika sonrasında, ‘Bir hayal kurdum’ şeklinde tercüme edilebilecek sözler eşliğinde Boyle salonu yıkıyordu işte! Böyle bir hikâyeye ancak filmlerde, bazı filmlerde diyelim, mesela Bollywood ve eski Yeşilçam filmlerinde rastlanabilirdi.
Neyse, Susan Boyle için sevindim. Kendisini sevdim de. 48 yaşında taptaze, umut dolu şekilde rüyasının peşinden gidiyordu ve kimsenin kendisine nasıl baktığıyla ilgilenmiyordu. Bence Boyle, sadece müziğin kendisine hissettirdiğiyle ilgiliydi. Sesi de ona duygularını ifade etme gücü vermişti. Ne güzel!
Read the rest of this entry »